Gerçek ötesi blog 5
Eğer bir şekilde fazlaca uzun bir ömrünüz varsa ve doğuştan havalı güçlere veya bir mirasa sahip değilsiniz kendinizi bir sanatta veya bir zanaatta geliştirmeye adayabilme olasalığınız epey yüksek tabi ki bu sanatı ve zanaatı insanlara göstermek isteme ihtimaliniz yine epey yüksek. Günümüzde ise bunun en iyi yolu sosyal medya ve bu sabah mesaj isteklerim arasında yumruk teknikleri geliştiren bir adamın bana yani bekleyen adama meydan okuduğunu görünce direkt reddettim. Adam zamandan hızlı yumruk atabiliyordu ve zamandan yavaşta yumruk atabiliyordu bunlar onun doğal gücü değil kendi geliştirdiği tekniklerdi ve bu iki tekniği birleştirerek zamanda sabit kalan nesneleri yok edebilen yeni bir teknik geliştirmişti. Tahmin edebileceğiniz üzere bunu sadece benim için yapmıştı. Spora doğru yürüyerek gidiyordum ki gerçeklikler arası gezebildiğim tuşlu telefonu evde unuttuğumu vede spora girebilmek için QR kodumun şuan cebimde bulunan açık kaynaklı sihirli yazılımlar yüzünden hafızası dolan dokunmatik telefonumda değil tuşlu telefonumda bulunduğunu hatırladım. Eve geri dönmek üzere arkamı dönüyordum ki kendimi bir kolezyumun ortasında yumruk tekniği geliştiren adamın karşısında buldum. Kolezyumda tespit edebildiğim 3 insan erkek zengin ve etrafta farklı gezegenlerden çoğusu insan olan çoğusuda insansı olan çok güzel ama gerçekten çok güzel binlerce kadın vardı. Tahmin edebileceğiniz üzere eğlenmek için bu etkinliği ayarlamışlardı ve yumruk tekniği geliştiren adam bunu bir kariyer fırsatı olarakta görse zenginler benim ölmeyeceğime veya herhangi bir hasar almayacağıma bahis yatırmıştı bunu kolezyumda bulunan iddia tablosundan görebiliyordum. Sadece 1 kişi adamın kazanacağına bahse girmişti ki o da adamın kendisiydi. Adam yumruğunu çok etkileyici sallıyordu ve bir an olsun kendimin gerçekten öleceğine ikna oldum. Bu his giderek büyüdü ve göğüs ağrılarımın çoğusu bu tür panik atak durumlarında ortaya çıktığında ayrıca benim salak gibi sonsuz ihtimal boncuklarını kullanınca sadece göğüs ağrımın geçmesini dilememden (yanına sonsuza kadar ifadesi eklesem bu halde olmazdım) dolayı inanılmaz şekilde kalbim atıyor sıkışıyor ve göğsüm ağrıyordu. Adam yumruğunu atınca hiçbir şey olmadı anlaşılan benim gücüm zamanda sabit kalmaktan çok daha kompleksti ama yinede bana hiç zarar veremiyen adamın milyonlarca yıllık emeklerini boşa gittiğini görünce gerçekten yapmak istediğim şeyi yaptım, göğüs ağrısından yere kapanıp acı geçene kadar bağırdım (en azından belli bir eşiğin altına inene kadar çünkü çok fazla bağrırsam yine ağrı çoğalırdı). Zenginler çok şaşkındı sonunda gerçeklikler arası durdurulamaz görülen bu güç bile durdurulmuştu ( en azından onlar öyle zannediyordu). Numara yapmadığıma ve ağrımın gerçek olduğuna ikna olduktan sonra kolezyum ışınlandı ve kolezyumun sınırlarında bir ordu belirdi. Ordu beklenmedik bir naziklik ile benle karargahlarına gelmemi istedi bende yapacak daha iyi bir işim olmadığı için kabul ettim (aslında spora gitmem gerekiyordu ama maalesef kendi evrenime dönmem zaman alacaktı). Ordu komutanı onların evreninde kolezyumun ve benim ne aradığını sorduklarında onlara anlattım ve şaşırmadılar sadece bekleyen adam olduğum için ölmek isteyip istemediğimi sordular bende hayır beklediğim şey o değilmiş dedim. Ordu komutanı burasının bu gerçekliğin en güçlü adamının doğduğu evren olduğunu ve o öldükten sonra gerçeklik boyunca pek çok kişinin buraya gelip güç gösterisi yaptığını belirtti. Gerçekliğin en güçlü adamı hakkında bir şey bilip bilmediğimi sordular ve orada yalan dedektörü olduğu için doğruyu kısa şekilde söyledim, nasıl öldüğünü biliyorum dedim. Arkadan bir temizlikçi nasıl öldüğü değil nasıl yaşadığı önemli dedi ama kimse ciddiye almadı. Anlaşılan yaşlı adam deli olarak görülüyordu ve maalesef deliler ile aram pek iyiyidi. Ordu beni serbest bırakınca yaşlı adam beni evine davet edip kendi evrenime gitmemde yardımcı olacağını belirtti (orduya bu sorundan bahsettiğimde başka evrenlere geçecek aletlerin hepsinin çalındığını söylediler. Zor günler geçiriyorlardı). Yaşlı adamın her halinden bir şeyler anlatmak istediği belliydi yinede onu teşvik etmedim ta ki bana benim söylediğimin doğru olduğunu bildiğini gerçekten en güçlünün ölümün her detayına hakim olduğunu söyledi. Bekleyen adam olduğum için zihnim okunamazdı ve yaşlı adam bunu zihnimi okuyarak değil gözlerime bakarak anladığını söyledi. Bu tür bir gücü vardı, gözlerinize bakıp anlatmadığınız şeyleri görebilme gücü yinede bu gizli bilgileri öğrenmekte işe yaramıyordu sadece sizin nasıl bir insan olduğunuzu az buçuk anlayabiliyordu. Adam en güçlünün geleceğini biliyorsun ama geçmişini bilmiyorsun diye anlatmaya başladı.
Bizim gezegen eşitlik ve zenginlik ile doluydu nerdeyse herkes öyledi ve evler dedi herkesin kendi zevkine göre inşaa edilir insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılardı yine de huzur yoktu diye ekledi. Statü dedi bizim gezegende önemliydi ve artık statünün tek göstergesi dış görünüştü (bu kolezyumda ki orduda ki ve yolda ki güzel kızların ve yakışıklı erkeklerin varlığını daha net gösteriyordu). En güzel kadın ile bu sistemi kuran adamın bir çocuğu oldu ama çocuk olduktan sonra nedenini onların bile bilmediği bir sebepten ayrıldılar. Galiba dedi sadece birbirlerine uygun olmadıklarını farketmişlerdi. Doğan çocuk en güçlüydü ve onun gücü gerçeklik içinde nesilden nesile geçen 18 yaşında potansiyeline ulaşan ondan önce sadece gözlerini etkileyen bir güçtü (burada bu gücün benim ki gibi gerçeklikler arası değil sadece 1 gerçeklikte nesilden nesile geçtiğini bu yüzden en güçlünün bana zarar veremiyeceğini farkettim). Gözleri dedi sanki gökyüzüne bakmak gibiydi ve dış görünüşün statü olarak görüldüğü bu yerde statüsü ile annesini geride bırakmıştı. Annesi yapmacık olarak iyi davranıyor ve gerçekten bir kötülüğü dokunmuyordu ama onu o kadar çok kıskanıyordu ki istemsiz olarak bir teknik geliştirdi. Bu teknik çocuğun rüyalarında Bebek halini annesi sanki onu su da boğuyor, yakıyor, çöp öğütücüye atıyor ve benzeri onu öldürecek her eylemde buluyordu. Bu rüyalar bebekliğinden itibaren 7 yaşına kadar gördü ki bu onun psikolojisini epey bozdu. Psikolojisini bozan başka bir şey ise insanların onu sevmesi değer vermesi ama bunları altta yatan kıskançlıktan yapmacık olarak yapmasıydı. Doğuştan gelen gücü gereği doğuştan doğal biriydi bunu sebebi gözlerini her kapattığında tüm gerçekliğin ne kadar büyük olduğunu ve dış görünüş gibi mevzuların ne kadar önemsiz olduğunu kavramasıydı. Önemli olan diyordu kendi kendine kocaman boşlukta etrafı aydınlatan o minik yıldızlar olmak. 7 yaşına girdiğinde yıldız sistemimize yeni bir gezegen birden ışınlandı bu bir zenginin buraya geldiğini ve bizden bir şeyler almadan gitmeyeceği anlamına geliyordu.
Burada araya girip geçen sefer anlattığım zenginleri daha net anlatmak istiyorum. Eğer bir gezegenin veya bir ülkenin hükümdarı olarak doğmuşsanız ve atalarınız sizin için en az bir gerçeklik fethedip gerçeklikler arası seyahat imkanını keşfetmişse şanslı doğduğunuzu düşünebilirsiniz ama doğmadınız. Basitçe anlatmak gerekirse bu birçok gerçeklikte yapıldığı için ve birçok gerçeklikte zenginlerin hükümdarlığını deviren güçlü adamlar ortaya çıktığı için bir sürü gerçekten bir sürü zengin birleşerek devlet ve ülke denen yapıyı kurdular. Tabi zenginler arası çatışma kaçınılmaz olacaktı ama onlar kurnazca yöntemler ile bir şekilde zenginleri yönetenler ve yönetilenler olara ikiye bölüp (bazen çok daha fazlaya böldükleri oldu) giderek yönetilen kısmı güçsüz olduğu vede bu topraklar hakkında karar alma yetisi varmış gibi gösterip yok saydığı bir sistem geliştirdiler buna da demokrasi dediler. Tabii demokrasi daha bir çok farklı şekilde (bazen iyi denebilecek eşitlik amacıyla) tekrar tekrar yeniden kuruldu ama mutlak otorite her zaman ülke kuran zenginler oldu. Daha tanrılar, devrimciler, bağımsız yaşayan çok büyücüler, dövüşçüler, canavarlar ve benzeri bir sürü sistem olduğunu ek olarak sizin gerçekliğinize her az büyük bir adamın gelip krallığınızı yıkabileceğini düşünürsek başka gerçekliklerde ki başka evrenlere gidip orada terör estirmek konusunda iki kez düşünmeniz gerekir. Tabi ki arkanızda bir ülke veya babanızın bulduğu gerçeklikler arası bir silah, bir güç veya herhangi bir şey yoksa. Bu sistem çoğunlukla multiverse ve evrenler kümesi içinde geçerli. Tüm bu sistemler en son anahtar sahibi olan kişinin trilyonlarca gerçeklikde milyarlarca yıllık barış getirmesi (gerçekten çok çok zor) sonucu çökmüştü ama şuan katrilyonlarca gerçeklik olduğu için o trilyonlarca gerçeklik harici diğer gerçeklikler pek bu konuda şanslı değil. Ayrıca gerçeklikler arası en caydırıcı ve en güçlü kişi hala son anahtar sahibi 2. İse kırmızı ceketli umarım niye popüler olduğumu daha iyi anlamışsınızdır yine de ilk 10 sırada 4 tane benim versiyonumun bulunması diğer versiyonlarımın listenin ucundan bucağından geçemiyecek olmasını engellemiyor ki bende onlardan biriyim. Yani anlayacağınız bir gezegeni yıldız sistemine park etmişseniz bunun anlamı daha önceki blogda bahsettiğim ada ile gezen zenginleri ve onların sonsuza yakın sayıda ve çeşitte güçlü ordularını karşılayabilecek daha çok sayıda ordumuz aynı zamanda tüm orduları tek seferde yenebileceğiniz bir güç, silah, kişi ve benzeri olması gerekir (bu gerçekliğin en güçlü adamı veya kırmızı ceketli tam bu kişilerden olup asla zenginlere çalışmayı kabul etmedikleri için fazlasıyla güçlü olana kadar öldürülmeye çalışıldılar. Güçleri sadece kendi gerçekliklerinde çok güçlü olsada diğer gerçekliklerde güçsüz değildi sadece illaki bir yerde onları bile yenebilecek bir şey olmalıydı. Kırmızı ceketli bu şey hala oluşmadı). Gezegen de ki zenginin isteği basitti sadece güzel kadınlar ve çocuklar istiyordu. Hiç sormayın ahlaki olarak desteklemediğim ve hiç kimsenin desteklemiyeceği çoğu şey maalesef normal şeyler, bir ara evrenleri yakınca inanılmaz bir yapıldığı keşfedildi ve çoğunlukla bunun için canlıların yaşadığı evrenler tercih ediliyordu. Hiç yaşam oluşmayan bir sürü evren vardı ve canlılar ile dolu evren ile farkları olmadığı ancak kırmızı ceketli evrenleri sardıkları uzay zaman tütün kağıtlarında onları içenlerin tüm içtiği sigaralarda yaktıkları canlılar acılarını teker teker yaşatınca anlaşılmıştı. Kendisi şeytan kral, ejderhalar kralı, nerdeyse her şeyin kralı ve sonsuzluğu aşabilen ilk kişi (ikincisi ve sonucusu ise gerçeklikler arası milyarlarca barış getiren kişiydi) olduğundan bunu yapabilmişti.
Sonuç olarak en güçlünün annesi gezegenlerinde zenginin seçeceği kadar güzel olmak statü göstergesi olunca kendisini zengine sattı. Dürüst olmak gerekirse zengin nüfusun çoğusunu seçmişti bu yüzden medeniyetimiz bir çöküşe girdi. En güç çöküşe giren medeniyetin kurucusu olan babasının yanına taşınmıştı. Babası sert heybetli ve tam lider görünüşlü ama ikinci evliliğinde de karısı ve çocukları kendilerini zengine sattıkları için depresyona girmiş ve sınırsız bir alkolden almaya devam ettiği sürece mutlu olan (hiç almayı bırakmadı ) ölümsüz elemanın tekiydi. Oğlu ile iyi vakit geçiyor ona gezegende barış ve huzuru nasıl sağladığını anlatıyor ama tüm parasını sınırsız alkole verdiği için oğluna yemek veremiyordu. Kendi ölümsüz olduğundan ve yeterince alkol açlığını bastırdığında dolayı bu konu umrunda olmuyordu. Gezegen de iş aramaya çıktı ama 1 iş harici diğer işler karısının boşluğunu doldurmaya çalışan adamların verdiği işlerdi. Bu iş benim gibi statüsü epey düşük yaşlı bir adamın çimenlerini biçme işiydi. O çimenleri biçerken ona gözlerinde görünenden çok daha fazlası olduğunu söyledim. Beni ilgiyle dinledi ve ona olabileceği şeyi anlattım vede bunu nasıl kötüye veya iyiye kullanabileceğini. Fazlasıyla zor bir hayat geçirmişti ama buna rağmen burada benim çimlerimi biçme nezaketini sadece evimde yemek yemek uğruna kabul edecek kadar alçak gönüllü ve iyi biriydi. Ne olursa olsun babası ve annesini seviyordu. Bu bile onun hangi yolu seçeceğini gösteriyordu. O gece benim evimde kaldı ve tüm gece yıldızlara baktı veya yıldızlar bile onun gözlerini seyretmiş olabilir. O gece 18 yaşına girdi ve tüm güçleri geldi. Yıllarca gerçeklik boyunca babasının tavsiyeleri ile adalet dağıttı ve babasının aksine güzellik ile çalışmayan bir sistem için yıldızlar sizin kaderinizi belirlemez dedi ama bu sözü astrolojiye gönderme olarak algılandı ve ben elimle yıldızları dönderiyorum ama sizin kaderinizle oynayamıyorum gibi şeyler eklendi. Gidip istifçi bir tanrı ile isftiçilik huyunu bırakması konusunda konuştu ve kendi geçmişini anlatan kasedi alarak yardımcı oldu. İstifçi tanrı o ölene kadar huyuna devam etti. Kırmızı canavar ile birleştiği zaman tekrar ziyarete geldi. Evrende ki en büyük güç olduğu için bizim gezegen popülerleşmiş refaha ve güce kavuşmuş o ölünce tekrar çöküşe geçmişti. Son bilinciyle bana önce kör adamın gözlerine bakınca ne gördüğümü sordu. Ona sevgisizlik, acı ve kör olduğu dışında pek bir şey göremediğimi söyledim. Ona bir anlık merhamet edişinin bir hata olup olmadığını sordu ve bende ona ne açıdan baktığına göre değişeceğini söyledim. Onun ölümü kendisi için yeterince kötü olmakla beraber canlıların güvenliği açısından da kötüydü ama illa bir gün ölecek ve canlılar yine huzursuz ve suç dolu yaşamlarına devam edecekti. Kör adam gerçekliği kötü yönetmiyor hatta iyi denebilecek şeyler yapıyordu ama hata olan kısmı senin hata yaptığını düşünmen dedim. Gözlerinde sönen yıldızlardan bir kaç tanesi yeniden parladı birazcık daha canlı göründü ve yüzüme baktı. Senin doğman dedim belki annen için bir hataydı belkide senden nefret etti ama sonuç olarak sen vardın veya dedim babam için sadece mirasını alabilecek tek kişi sendin bu yüzden belkide senle bu kadar konuştu bu da onun için bir hataydı. Gidip karısını ve çocuklarını zenginin elinden almaya çalışabilirdi bunu yapabilecek kapasitesi vardı ama karısı ve çocukları bir hata ile onu kendi isteğiyle bırakmıştı o da bir hata ile seni benimsemişti. Sonuç olarak hatalar zinciri sonucu gerçeklikte uzun süre suç oranları epey düşük kaldı ama bu olmayıp tüm gerçekliği tehdit eden bir adamda olabilirdin hem de aynı hatalar sonucu ama olmadın. Mevzu yaptığın hatalar değil mevzu o hatalar sonucunda nasıl bir canlı olarak kaldığın dedi ve boğazını temizleyerek "arkadaşını öldürmeyerek nasıl bir canlı olarak kaldığını gösterdi" dedi.
Dinlemeye razı olmadığım bu arka plan hikayesinden sonra en güçlüye saygım artmadı veya azalmadı. Gerçekten büyük birisi olmayı başarmış ama sonuç olarak o da öyle yada böyle bir hayat yaşamış ve ölmüştü. Seçtikleri ve seçimleri etkileyici olsada gerçeklik üzerinde etkisi bir kelebeğin kanat çırpışı kadardı yinede bazı insanlar için bu hortum etkisi yaparak hayatlarını daha iyi hale getirdi. Kendi kendime yeniden hayatın sınırsız potansiyelini keşfetmişken birden aklıma spora gitmem ve hala süren göğüs ağrım geldi ve moralim bozuldu. Artık kalkma vaktimin geldiğini söyleyince yaşlı adam bana bir muz verdi ve bunu ileride ki ormandaki şeftali kabilesine vermemi tembihledi. İleride dediği orman için kira değiştirmek gerekiyordu ve ben de ordudan bunun için yardım istedim eğer yardım ederlerse bu evrenin fazlasıyla uğramaya değmez olduğu hakkında yorum yapacağımı söyledim ve sözümün ciddiye alınacağını belirttim. Ormana gittim ve muzu şeftali kabilesine teslim ettim ve onlarda beni küçük bir yoğurt kabına korkmadan ve şüphe etmeden balıklama dalarsam kendi evrenime geçeceğimi söylediler. Yaptım ve kendi evrenime uzaya ışınlandım. Bir taksi çağırdım ve baya kazıklandım. Sonradan öğrendiğime göre benim yorum yapmama gerek kalmadan antik bir şeftali kabilesinin biz muz ile çağırdığı fön makinesi şeklinde olan buğday tarlaları tanrısı o gezegenin koruyucusu olmuş ve o multiverse de nadirlik güç demek olduğundan hiç bir zengin fön makinesi şeklinde bir tanrıyla onun sahasında kapışmak istememiş.
Spora gittim ve yolda gelirken yaşlı bir amca benden tuşlu tefonuna numara kaydetmemi istedi. 10 dakika uğraştıktan sonra yapamadım ve gerçeklikler arası bir tuşlu telefonla gezen birisi olarak utandım. Eve geldiğimde dikkatimi çeken bir kaç şey vardı:
- Evin kapısı açıktı ve evin ta kendisi vede tüm büyüler diş ağrısı çekiyordu. Ayrıca evi koruması gereken tüm sistemler robotlar ve alt evren sakinleri diş ağrısı yine diş ağrısı çekiyordu
- Oturma odasında ilkel bir çadır, benim alternatif bir versiyonum ve insansı sayborg bir köpek balığı vede minik bir mağara vardı
Sakince çikolatalı süt isteyip istemediklerini sordum ve istemiyoruz dediler. Hikayelerini anlatmaya başladıklarında marslı uzaylının şişme evinin hala marsta olduğunu (artık yok gerçi) ve marslının köpek balığı beslemek gibi bir hobisi olduğunu öğrendim. Anlattıkları hikayeyi özet bir şekilde anlatmak istiyorum çünkü bir kaç gün üst üste blog yazmaktan anı yaşamayı ihmal ettiğimi farkettim bu yüzden bloglar daha uzun aralıklarla gelicek.
Göktaşı şeklinde bir bitki kolonisi tam marslının evine düşer ve bitki temelli sayborg yaşam formları oluşur. Mars'a yağan yağmur suları yerin altında toplanmış ve sular Mars'ta ki metallerin etkileşimini bozarak suyun içinde sürekli elektrik akışı sağlamıştır. Bu su için syborg bitkiler savaşa girer ama bir bilim adamı çıkar ve göktaşının etkisiyle marslının evinde ki bazı aletler sonucu fazlasıyla büyük olan ve her yerde nefes alan köpek balığı keşfeder. Bu köpekbalığına sayborg insansı bir vücut ve baloncuk ile karnının doyabileceği bir sistem monte eder ayrıca köpek balığı üstün zekası sayesinde elektrikli suyu bükebilecektir. Bitki temelli yaşam formları köpek balığının robotik yüzgecinin içine girer ve dünyada kendilerini hayatta kalabileceğini umut eder. Köpek balığı dünyaya doğru uçmaya başladığında liderler gerçeklikler arası popüler olan benle aynı ruha ve benzer dış görünüşe sahip diş bükücü versiyonumu çağırlar.
Burada soluklanıp size alternatif versiyonlarım hakkında bilgi vermek istiyorum. Genel olarak tüm kendine Ejler diyen bireylerin anne babaları ve hayatlarında yaşadıkları aşklar, ölümler , okudukları okullar ve benzeri çok şey aynı olmasa bile benzerdir. Ölen kişiler tüm gerçekliklerden silinecek şekilde ömrünü doldurmuş ise hepimiz için ölür. Bazılarımız direkt aynı görünüşte kişiye aşık olurken bazılarımız evlenip yuva kurabilir (tabi bu sadece 1 kez yaşandı ) bazılarımız bir kişiye takılıp kalırken bazılarımız kızdan kıza zıplayabilir (hiç yaşanmadı). Yinede benzer idealler ve benzer düşüncelere sahip giydiğimiz kıyafetler ve yaşımız farklı olsa dahi aynı dış görünüşe sahibiz. Şimdi bu diş bükücü versiyonumun güçlerini açıklamak istiyorum
- Bir dişi yerinden çıkartıp onu istediği mesafede istediği kadar oynayabilir
- Dişinize aklınıza gelmeyecek türden ağrılar saplayabilir
- Dişinizi çürütebilir
- Herhangi bir nesnenin dişi olduğunu düşünmesi o nesnenin dişi olmasa dair dişi varmış gibi hareket etmesine sebep olur. Ayrıca herhangi bir nesneyi diş olarak hayal ederse o nesneyi kontrol eder (eve nasıl girdiği ve evde ki herkesin niye diş ağrısı çektiği daha net anlaşıldı herhalde )
- Bir dişi o kadar çok çürütebilir ki o diş uzay zamanda bir yarık olur ve her şeyi içine çekecek kudrete sahip olur. Bu çekme gücünü itme gücüne çevirip kozmik bir yumruk (evrenin yarısını tuzla buz etmek) etkisi yaratabilir. Bunu bir kaç diş ile aynı anda yapabilir
- Diş ile ilgili aklınıza ne geliyorsa hepsini yapar
- Ayrıca bu diş bükmek bir tekniktir bu versiyonumun asıl gücü nesneleri büyütüp küçültebilmektir
Bu alternatif versiyonum köpek balığını uzayda yakaladı. Sadece uzayın dişleri olduğunu ve bu dişleri köpek balığına geçirdiğini düşündü. Köpek balığı belki kurtulur umuduyda bitkileri fırlattı ve tüm elektrikli su ile saldırdı. Elektrik su diş ağrısından kıvranmaya başlayınca alternatif versiyonum yüzgecin içine baktı ve sahte bir ölüm tasarladı (uzayın dişlerini kanattı). Sonra köpek balığını küçültüp benim sahip olduğum cep evrenlerinden birisine koymak istediğini ama bir türlü bulamadığını bu yüzden oturup televizyon izlediklerini söylediler. Onları banyoya kapalı küvetin duvarında ki minik kare fayansların oraya götürdüm. O fayanslardan bir kaç tanesine bastım hepsi farklı bir evrenin minik görüntülerini verdiler ve doğru evreni bulunca ona küvetten su tuttum. Koca duvar o evrene açılan bir kapı oldu. Bu baloncuk üreten süngerlerin ve daha trilyonlarca canlının yaşadığı kayıp su altı evreni atlantiverseydi. Aslında kayıp değildi sadece zamanda kaybolmuştu ve bir çocuğun akvarumunun içine ışınlanmıştı (kocaman ve tanrısal bir çocuk. Gerçi bu ışınlanma işinin o çocuktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirsiz yinede ben bu evreni tanrıların çöplüğünde buldum bu yüzden umarım bir gün sorun çıkmaz). Köpek bağlığını ve marslının karısının yarattığı karaktere ait olan multiverse de gezebilen ek olarak New York'un ortasında bulunan mağarayı akvaryuma koyduk.
Alternatif versiyonumun çadırının içi dışından daha genişti ve zenginlerinde kullandığı en kullanışlı ve modern gerçeklikler arası gezme teknolojisini kullanıyordu. Alternatif versiyonum gitmeden önce benim güçlü olduğumu aynı zamanda güçlü müttefiklerim olduğunu söyledi ve neden onun gibi kurtarma işi yapmadığımı sordu. Ben şahsen güçsüz olduğumu düşünüyorum ve bir bedeli olucak dedim. Bana ağzını açtı ve dişleri nerdeyse uzay zamanda yırtık açacak kadar çürümüştü her zaman bir bedeli olur dedi ve gitti. Eve yeni güvenlik önlemleri almaya karar vererek ve bu kararı unutarak tüm gün kitap okudum ve o gece huzurla uyudum.
Yorumlar
Yorum Gönder