Gerçek ötesi blog 7

Bu gece evimi tadilatta olduğu bir rüya gördüm. Rüyaların geleceği gösterdiğini söylerler ve evimin tadilatta olduğu bir gelecek benim için kötü haber çünkü evimi tadilata sokmam için 2 ihtimal var: 

1- Zengin olmak (veya fazlasıyla paraya sahip olmak. Zengin olmak ile arasında ince bir çizgi var)
2- Benden güçlü bir varlığın evimi darmadağın etmesi

Çoğu insan nerdeyse sonsuz olan evrenlerde zenginliğin pek olası bir ihtimal olduğunu düşünür ama gerçek bambaşkadır çünkü zengin olmaya çalışsan bile zengin olarak doğmadığın ve zenginleri beslediğin sistemde zengin olmak fazlasıyla zordur. Bazı yerlerde imkânsız olanın gerçekleşmesi bunun herkes için olacağı anlamına gelmez. Geriye kötü ihtimal kalıyor, gerçekliklerde şuanlık bana dokunabilen olmasa da öyle yada böyle beni sadece bakışıyla öldürebilecek canlıların olduğunu veya olacağını tahmin ediyorum. Evimi yıkmaya teşebbüs ettikleri an fazlasıyla sinirlenirim ve elimden geldiğince karşı koyarım. Rüyamdan anladığım üzere sinirim kendimin ölmesine engel olmuş ama evim için üzücü son gerçekleşmiş.

Uyandım ve üniversiteye gittim. Üniversitede yol boyunca derse geç kalan sevdiğim insanlar ile karşılaştım. Bu insanlar ile ilişkilerim hiçbir zaman tamamlanmış hissettirmedi ve hep daha fazla konuşma fırsatım olsa ne olurdu diye düşündüm. Derslere girme zorunluluğum olmadığından eve döndüm ve bu düşüncemi gerçekleştirmek için farklı bir evrene gittim.

Bu evren ile alakalı önden bir kaç bilgi vermek istiyorum:

- Bu evren bir bilgisayar similasyonu veya tanrıların özenle tasarladığı bir evren değil doğal oluşmuş bir evrendir (bunu belirtmemin sebebi için diğer maddelere göz atın). 
- Bu evren hemen hemen oluşmuş tüm gezegenleri ve medeniyetleri içerir. Sonsuzluğa kadar genişlemeye çalışan evren hiç bir şeyin sonsuz olamaması kanununa takılır ve içine çöker sonrasında tekrar sonsuzluğa genişlemeye çalışır.
- Bu evrende doğarsanız büyük ihtimalle başka gezegenlerden hiç haberiniz olmaz. Başka evrenlerden haberiniz olabilir ama bunu evreniniz tekrar oluştuğunda unutmuş olursunuz (bu evrendeki kişiler başka evrene gidemez sebebi için sonraki maddeye göz atın)
- Bu evrendekiler için zaman belli kurallara göre yavaşlayabilir veya hızlanabilir. 
Kurallar şöyledir:
1- Aklınızdan buluşmayı geçirdiğiniz kişi ile karşılaşmaya çalışırsanız karşılaşırsınız (ölüm veya koma gibi herhangi bir engel olmadığı müddetçe )

2- Bu kişi 2 saat sonra bir yere gidecek olur ve ne kadar utangaç olursa olsun bir anlık cesaret ile size oturmayı teklif eder

3- Sohbetin akışına göre bu iki saat bazen aylarca sürer bazen de hemen biter (sohbet akıcıysa yavaşlar ama "hadi gidelim" gibi bir hava varsa hızlanır). Uzayan veya kısalan zamanı başka bir evrenden gelen bir kişi olmadığınız müddetçe farkedemezsiniz. Aynı şekilde açlık gibi durumlar sadece başka evrenden gelen kişiler için geçerlidir. Sohbet edilen kişi gerçekten 2 saat geçirir ama bu sohbet yıllar sürmüş olabilir veya 5 dakika sürmüş olabilir bu kişinin zamansal durumunu veya mekanın zamansal durumunu değiştirmez.

Bu evrende şuan bulunduğum medeniyetin güncel zamanından 1 ay öncesi yaşanıyordu ve bir sürü insanla 8 saat uyku harici kullandığım 2 saatler ile konuştum. Konuştuğum kişi kadın olsa bile asla onu etkilemeye çalışmadım ve elimden geldiğince aşık olmamaya gayret gösterdim. Bazı insanları o kadar çok sevdim ki defalarca haftalar boyunca konuştum. Yinede kendi yaşadığım evrenin aslında o kadar da kötü olmadığını farkettim. Bu evrende rastgelelik nerdeyse yoktu yani istemediğim birisiyle karşılaşmam veya tanışmam epey düşük ihtimaldi. İlişkileri güzel kılan belki de bu rastgeleliktir diye düşündüm kendi kendime çünkü kime ne zaman ihtiyaç duyacağını veya kimin ne zaman seni iyileştirebileceğini veyahutta kimin sana ne zaman bir şeyler öğretebileceğini bilemezsin. Sevmediğin insanlar ile saatlerce vakit geçirmekte sevdiğin insanlarla yolda 5 dakika karşılaşmakta hayatın bir parçası ve böyle güzel mi bilmiyorum ama sadece böyle olduğunu biliyorum.

Kendi evrenime döndüğümde akşam olmuştu ve hasta olmuştum. Evimde volta atarken aynanın karşısına geçtim ve fazlasıyla şaşkın bir yüz karşıladı beni sonrasında farkettim ki bu bendim. Bu dediğim çok büyük bir keşif gibi gelmiyor olabilir hatta delirdiğimi düşünenler olacaktır ama belkide ilk kez ne olduğumu farkettim. Yani gerçekten gidin bir aynaya bakın ve kafanızın içinden çıkmaya çalışın. Gördüğünüz şey sizsiniz ve kafanızın içinden çıkmaya başladıkça aynadaki insan nerdeyse bir yabancı haline gelecek sonunda farkedeceksiniz ki o sizsiniz. Aynadan sonsuza yakın evrene bakabilme imkanına sahibim ki bu çoğu insanı delirtir ama ben yavaş yavaş çoğaltarak baktığım için delirimiyorum yinede aynada şuan baktığım şey yani kendim beni sonsuza yakın evrenin varlığından daha fazla delirtiyor. İlk kez kendi varlığımı tüm gerçekliğim ile hissediyorum. Bilemiyorum belki de ateşim var veya burnum tıkalı diye beynime oksijen gitmiyor ama yinede şuan hissettiklerim bu yazılar ile sonsuza kadar yaşayacak. 


Gece yattım ama hastalıklan dolayı pek uyuyamadım bu yüzden blog yazmaya karar verdim. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar